Zaman: 07 Eyl Sal 2010 7:08 pm

Tüm zamanlar UTC + 3 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Suç aleti
MesajGönderilme zamanı: 24 Ağu Pzt 2009 5:55 pm 
Kayıt: 24 Ağu Pzt 2009 5:18 pm
Mesajlar: 60

İşte, üçüncü defadır “CHP ve çarşaf” meselesini değerlendiriyoruz.
Bu iş, çok konuşulacak bir iş.
Çünkü derin mesele.
Türkiye'nin son 80 yılının bütün kıvrımlarında yaşanan bir mesele.
Bir ara ben, Altınoluk dergisinde “Suç aletinin müsaderesine...” başlıklı bir yazı yazmıştım. Müsadere, el koyma anlamına gelmekteydi.
Yayıncı dostum Kenan Seyithanoğlu anlatmıştı. Olayı annesi bizzat yaşıyor.
Dönem tek parti dönemi. Muhtemelen 1940'lı yıllar. Annesi İstanbul'a geliyor. O dönem, benim rahmetli annem gibi Maraşlı kadınların büyük kısmı çarşaf giyiyor.
Kenan Abi'nin çarşaflı annesi de, sokakta yürürken polis tarafından durduruluyor. Zavallı kadın, önce karakola, sonra adliyeye götürülüyor... Eski dille cürmü meşhud halinde... Yani suçüstü durumu.
Kadın ne olduğunu hala anlamış değil.
Yargılama başlıyor ve karar çıkıyor:
-Suç aletinin müsaderesine, sanığın iyi hali sebebiyle serbest bırakılmasına...
Peki suç aleti ne?
Üzerindeki çarşaf.
Mahkeme suç aleti olarak çarşafa el koyuyor.
Çarşaf deyince çok şey söylenebilir o dönemler Türkiyesi için...
Rasim Abi, yani Rasim Özdenören, bizden daha önceleri bilir.
O anlatmış Yeni Şafak'taki yazısında.
Bakın neler anlatmış:
“Bu mesele 1950'li yıllarda da konuşuluyordu......Çünkü '40'lı yıllarda çarşafla amansız bir mücadeleye girişilmişti.
“Bilmem, olayın vahametini tahayyül etmek mümkün mü? İnsanların üzerinden elbiseleri hoyratça çekilip alınıyor ve bu nasıl bir hınçtır, anlaşılmaz; ele geçirilen çarşaf hoyratça cart cart yırtılıyordu.”
Rasim Abi devam ediyor:
“27 Mayıs 1960 hükümet darbesi faillerinden Alpaslan Türkeş, darbeden 2 ay sonra Cumhuriyet gazetesine verdiği mülakatta, darbeye ne zaman, niçin karar verdiğini anlatırken şu iki hususu özenle vurguluyordu: 1. Ezanın Türkçe okunmaktan çıkartılıp Arapça okunmaya başlanması, 2. Kara çarşafın memleket sathını kara bir yangın gibi istila etmesi…”
Demek iki ihtilal gerekçesi, ezan ve çarşaftı.
Ben, o dönem uygulamalarını sözlü olarak da dinlemiştim. Mesela, çarşafa karşı yapılanların benzeri, Maraş ve Adana gibi pantolon yerine şalvar giyilen şehirlerde, şalvarlılara karşı yapılmaktaydı. Köyden, bir ihtiyaç için şalvarla şehire gelen insanlar yakalanıyor, şalvarları jandarma tarafından süngü sile yırtılıyor ve göbekten aşağıları yarı açık hale gelen insanlar korkunç biçimde aşağılanıyordu.
Tek parti yönetiminin altında CHP'nin imzası vardı.
Baykal'ın çarşafa CHP rozeti takması, bütün bunlar hatırlandığı için yadırganıyor.
Tabii bir de, CHP'nin yakın zamanlarda başörtüsüne karşı yürüttüğü mücadele bilindiği için...
İyimserlerimiz, “Acaba bu, CHP'de başörtüsü konusunda da bir değişimin işareti mi?” sorularıyla ümit üretedursun, Baykal, Sabah gazetesine verdiği demeçte, başörtüsü konusunda durduğu yerin değişmediğini ilan etmiş bile:
“Üniversitede türban, çarşaf isterlerse “orada dur” deriz. Anlayışımız değişmedi.”
Evet, orada dur.
Gel sandığa CHP için oy at.
Ama üniversite kapısında dur.
Kamu yönetiminde görev alma konusunda dur.
Oralar kapalı.
CHP camiası şu anda, Baykal'ın çarşaflılarla birlikte fotoğraf çektirmesine bile isyan halinde.
Yani mantık şu:
-Çarşaflılar CHP'ye oy verecekse bile, bunu dünyaya poz vererek yapmamalılar.
CHP artı Çarşaf olmuyor. Bu ne devrimciliğe sığar, ne çağdaşlığa, ne laikliğe...
Cumhuriyet gazetesi, yıllarca, Atatürk heykelleri önünden geçen çarşaflı kadınların fotoğrafını çekip, “İşte 2000'lerin Türkiyesi” diye sayfalar düzenledi.
O mantığa göre, bu heykel ve bu çarşaf, yan yana duramazdı.
Şimdi, Atatürk'ün ve İnönü'nün manevi makamında bulunan bir şahıs, CHP lideri, Çarşafla aynı kareye girmekteydi.
Bunu içine sindirmek mümkün müydü?
Ben, CHP'nin ve onunla bağlantılı dünyanın haline baktığımda gerçekten dramatik bir durum görüyorum.
Türkiye'de politika yapacaklar.
Halkı dışlayarak yola çıkmışlar.
Halka rağmen halk için dönemleri geçmiş...
Memlekette şöyle - böyle bir demokrasi olmuş.
Tepeden inme dönemleri geçmiş.
Sandık yüzlerine gülmüyor.
Şimdi önlerindeki soru şu:
Halk gibi olsunlar mı, yoksa burunlarının dikine gitsinler mi?
Ne dersiniz, ne yapsınlar?
Nasıl kurtulur CHP?
Tek parti zihniyetiyle mi, yoksa demokratik bir dönüşüm geçirerek mi?
Ya da daha köklü bir soru:
CHP gerçekten kurtulmalı mı?

Ahmet Taşgetiren - 21 Kasım 2008


Çevrimdışı
 Profil  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
 
cron